MEZOPOTAMYA MEDENİYETİ

-Murat Varol yazdı.

Mezopotamya Medeniyeti

“herkesin kıyılarında, sınırlarını çocukluğunun çizdiği bir uçurum mutlaka vardır! ”

Mezopotamya, kıyılarına yaşam sunan Dicle ve Fırat nehirlerinin arasında kalan medeniyetin asıl beşiği olarak bilinen topraktır. İnsanlık tarihinin ilk adımlarını attığı eşsiz bölgedir. Can alan, can veren Dicle ve Fırat… Adlarına ağıtların yakıldığı, yanan her yüreğin minnet duyduğu nehirler…

Mezopotamya bilinen ilk okur-yazar topluluklara ev sahipliği yapmış bölgede birçok medeniyet gelişmiştir ve bu sebeplerden Medeniyet(ler) Beşiği olarak da anılmıştır. Hiçbir zaman Mezopotamya olarak anılan belirli bir siyasi mevcudiyet olmadığı gibi sınırları belirli bir bölge değildir. Basit anlamda yunan tarihçileri bu bölgeyi anmak için bu ismi anmışlardır

Mezopotamya’nın üzerinde medeniyetin henüz dişlerini dökülmediği ve canavarlaşmadığı binlerce yıl önce atıldı insanlık tarihindeki ilk uygarlığın temelleri. Dünyanın ilk ve en eski uygarlığı, Dicle ve Fırat nehirlerinin aşağı kıvrımları boyunca Basra Körfezi’ne kadar uzanan alüvyal ovalar üzerinde uzanan Sümer ülkesinde doğdu . Ama bunun aksine kısa bir zaman öncesine kadar özellikle batı dünyası tarafından dünyanın en eski uygarlığının “Yunan Uygarlığı” olduğu kabul ediliyordu.

Get the Flash Player to see this content.

Yapılan arkeolojik kazılar sonucunda ele geçen materyaller “Sümer Uygarlığı”nın dünyanın en eski medeniyeti olduğunu göstermiştir bize.
Çarkta yapılmış çömlek kaplar, tekerlekli araçlar, gemiler (günümüzle karşılaştıracak olursak ufak birer tekne), heykeltıraşlık, anıtsal yapılar . Fakat bu buluşlar arasında en önemlisi ve insanlık tarihinin en büyük devrimlerinden biri sayılan “Karasaban”ı icat etmeleridir.
Sümerliler kanal, baraj ve büyük tapınaklar inşa etmişlerdir. Biliyoruz ki bu gibi büyük yapıları inşa etmek kesin hesaplama ve ölçümleri gerektirmektedir. Buradan yola çıkarak Sümerlerin matematik ve geometri alanlarında kendi dönemlerinin en uzman kişileri olduklarını söyleyebiliriz
Sümer tapınakları, birer din merkezi olmalarının dışında aynı zamanda kendi dönemlerinin bütün bilimlerine ev sahipliği yapmışlardır. Başta astronomi olmak üzere matematik, geometri, tıp, eczacılık, edebiyat ve daha bir çok alanda faaliyet göstermişlerdir. Buradan Sümer rahiplerinin din dışındaki daha birçok bilim dalında uzmanlaştıkları sonucunu çıkarmamış olmamız olanaksızdır.

Tüm bunların yanında Mezopotamya üzerinde yaşanmış olan tarihi olaylar bu yaşlı bölgeye daha da önem kazandırıyor. Nuh Tufanı bu topraklar üzerinde olmuş ve tarihin ilk efsanesi böylece yazılmıştır. Ayrıca tarihin bilinen en eski destanı olan Gılgamış Destanı da bu topraklar üzerinden çıkmıştır.

Tarihiyle, kültürüyle, halkların mozaikliğiyle, güzelliğiyle Mezopotamya maalesef günümüzde bu güzelliklerle değil halkların kendilerini sindirmesi, orta doğunun bitmeyen savaşlarıyla anılmakta, insanlık tarihine tanıklık etmiş bu topraklar şimdi de bu yok oluşa şahitlik etmektedir.

Her şeye rağmen Mezopotamya dünyanın en önemli bölgelerinden biridir. Gezmek, görmek ve tarihe tanıklık etmek için insanların bu bölgeleri ziyaret etmeleri şarttır…

Yorum yazabilirsiniz...