Bereketli Hilal: Mezopotamya

İki anaç nehir olan Dicle ve Fırat’ın tarih boyunca suladığı ve sarmaladığı kara parçası Mezopotamya…

Günümüzden 10-12 bin yıl önce Fırat ve Dicle nehirlerinin kenarlarında avcılık ve toplayıcılıkla yaşamlarını idame ettiren küçük insan toplulukları, besin kaynaklarının azalmasından ötürü; çoğunlukla göçebe yaşam tarzlarından vazgeçmek zorunda kaldılar. Ve tarihin ilk köylerini( “Natufyen”leri)  oluşturdular. Burada yapmış oldukları ilk evlerde dört mevsim yaşamaya başladılar. İnsanların bir arada yaşama zorunluluğu beraberinde, yerleşik çağın başlangıcını getirmiş oldu.

Arkeolojik buluntuların izlerine baktığımızda tarım; Kuzey Mezopotamya’nın biraz daha dağlık yamaçlarında başlamıştır. Örneğin Botan nehrine sarkan dağ yamaçlarında en eski tohumlu bitkilerden buğday ve arpa bu bölgelerde hala yabanıl olarak kendiliğinden yetişebilmektedir. Bu bölgelerde hala bir kişi bir saate Neolitik araçlarıyla 1 kg civarında yabanıl buğdayı (Siyez buğdayı: Triticum monococcum) toplama şansına sahiptir. Yabanıl buğdayın üç hafta kadar uzun bir süre içerisinde de hasat etmemiz mümkün. Bu konuda uzmanlaşmış bir aile üç hafta içerisinde yaklaşık 1000 kg buğdayı hasat edebilmektedir. Braidwood’a göre de yenilen bitkiler doğal olarak nerede yetişiyorsa tarım, o bölgede başlamıştır. Buğday sonraları iklimi daha marjinal olan bozkırsı bölgelere taşındı. Tohum, yeni çevrelere taşındığında insan eli ve doğal etkilerle fenotipi ve genetik yapısı değişti. İnsan kendi ürettiği yani kültüre aldığı her canlı türünün genetiğiyle oynamıştır. Fakat tüm bunları o dönemlerde kendi doğal koşullar içinde gerçekleştirmiştir.

İnsanların yerleşik düzen içinde ilk köylerde birlikte yaşamaya iten zorunluluğun temelinde besin kaynaklarının azalması yatıyordu. Yerleşik düzene geçmekle tarım başlıyordu-ki; bu da bir süre sonra üretim fazlasına neden olacak, tahıl ambarlarını (pithos) kuracaktır. Oluşan üretim fazlası yani artı değeri beraberinde getirecektir. Oluşan fazla ürün sayesinde iş bölümü gelişecek zanaatlar ortaya çıkacaktır. Yani üretilen fazla ürün bir iş konusu da uzmanlaşmış olan örneğin bir kerpiç veya demirci ustasına yaptığı hizmet veya ürün karşılığı verilebilecektir. Nehirlerin suyu ile sal taşımacılığı gelişecek ilk ticari faaliyetler ortaya çıkacaktır. Ticaret yazının keşfine neden olacaktır. Okuryazarlık ve tapınaklar Mezopotamya da ticareti zirveye taşıyacaktır. Mezopotamya’da zamanımızdan 10 bin yıl önce bu denli üstün bir medeniyet geliştiği sıralarda Avrupa hala avcı-toplayıcı olarak çok daha geri ve ilkeldi. Amerika kıtasında yerli insan toplulukları ise günümüzden ancak 6 bin yıl önce tarımı keşfederek; mısırı ve fasulyeyi kültüre aldılar.

İnsanlığın hayal ve yaratıcı gücünün geliştiği bu “bereketli hilal” dediğimiz Mezopotamya topraklarında belirli anlayışlara mahkûm edilip köleleştirilmesinin sonu getirilmelidir. Aklı ve yaratıcılığı tekrar zirveye ancak ve ancak Mezopotamya halkları taşıyacaktır. Artık modern dünyanın yaratmış olduğu kutsal mabetlerinin sadece “silikon vadileri” olmadığını özünde Mezopotamya olduğunu anlamamızın ve daha çok sorgulamamızın zamanı gelmiştir…

Yorum yazabilirsiniz...