KEDİLER

Bu konu İsmet Nakipoğlu tarafından, Aralık 15, 2009 tarihinde ve Biyolojik Değerlerimiz, Fotoğrafçılık, Hayvanlar, Kediler, Yazılarımız başlığı altında açılmıştır..

kedi 1 Kediler çocukluğumun anı tarihine karaya çalan bir kedinin incitmesiyle girmişlerdir. Çocukluğumun ilk anıları arasında bir sokak kedisinin; babamın bana armağanı olan narin tavşanımı kapıp boğazlaması ile yerini alır. Bu çocukluk incinmemden ötürüdür ki uzun yıllar kedilere karşı hep mesafeli yaklaştım. Ta ki Kemal BURKAY’ ın
‘’…Tut ki karnım acıktı, anneme küstüm
Tüm şehir bana küskün
Bir kedim bile yok anlıyor musun
İklim değişir, Akdeniz olur, gülümse’’
‘Gülümse’ şiirindeki kedilerinde kişisel yalnızlığa çare olabileceğini, gülümsetebileceğini anlayana kadar…
Yaygın görüşlere göre kedilerin evcilleşme süreci tarım toplumunun gelişimi ile birlikte elde edilen artı ürünün lüksü olarak evlere girmişlerdir. Evcileşmelerinden itibaren ev hanesinden bir birey olarak; her biri ayrı bir şahsiyet karakterini barındırırlar. Araştırmalar, kedi sahiplerinin zaten bildiği bir bilgiyi doğruladı: İnsanları bir kenara bırakırsak, kedilerin kişilik farklılıkları, yeryüzündeki diğer tüm hayvanlardan daha geniş bir yelpazede çeşitlilik gösterirler.
Evcilleştirilmiş hayvanlar arasında kendi kendilerine yaşayabilen getirildikleri ortamdaki yabani hayvanlar ile rekabet edebilen ve bu özellikleriyle “yabani yaşama geri dönebilme”(feral) ayrıcalığına sahip hayvanlar olarak, yalnızca kediler ve domuzlardır. Evcilleştirilmiş kedilerden o çağlarda herhangi bir yarar veya ekonomik değer elde edildiği düşünülmüyor. Evcil kedi cinsinin birbirinden bağımsız olarak,  Felis silvestris ile Palas, orman veya kum kedilerinin çiftleştirilmesi ile ortaya çıktığını kabul edilir.

KEDİLER VE İNSANLAR

Kedi ve köpeklerin evcilleştirilmesi insanın kültürel gelişim tarihinin farklı dönemlerinde gerçekleşmiştir. Büyük olasılıkla köpekler avcı toplayıcı topluluklarda insanlara eşlik etmeye başladılar. İnsanlar köpeklerden, kamp alanlarında bekçilikten avlanmaya kadar çeşitli alanlarda yararlandılar. Köpekler, doğaları gereği, insanların göçebe hayat tarzına gayet rahat ayak uydurabildiler. Kedilerin evcilleşmesi köpeklerinden çok sonra insanların daha yerleşik bir yaşama geçmesiyle başlamıştır. Kediler, köpeklerin aksine, insanlara yararlı davranışlar sergilemezler. Diğer bir ifadeyle köpekler yapay, kediler ise doğal seçilim ile evcilleşmişlerdir.

Kediler eski Mısırda kutsal sayılan hayvanlardandı. Büyük bir tahıl üreticisi olan bu ülkede kediler tahıl ambarlarına dadanan fare ve sıçan gibi kemiricilerin aşırı çoğalmasını engelliyordu. Üstelik Bast ya da Ubasti adını verdikleri kedi biçiminde bir tanrıçaları vardı. Eski Mısır tapınaklarında kedi beslenir ve bu kutsal hayvanlara kurbanlar sunulurdu. Bir evin kedisi öldüğünde ev sahipleriyle uşaklar kaşlarını tıraş edip yas tutarlardı. Bir tapınağın kedisi öldüğünde ise bütün kent halkı yasa katılırdı. Ölen kediler tıpkı firavunlar ya da soylular gibi mumyalanırdı ve kedi öldürmenin cezası ölümdü.

Asya‘da da kedilere ilişkin söylenceler ve boş inançlar yaygındı. Bunlardan birine göre insanlar öldükten sonra kedi oluyorlardı. Çinliler kedilerin belli bir yaşa gelince başka bir canlıya dönüştüklerine, Japonlar da 10 yaşına ulaşan kedilerin konuşabileceğine inanıyorlardı. Kedi sevgisini iyice aşırılığa vardıran bir Japon imparatoru sarayındaki kedilerden birini nedime yapmıştır. Mısırda olduğu gibi bu ülkede de kedi öldürmek büyük bir suçtu ve katilin ailesinin yedi kuşak boyunca öldürülen kedinin lanetinden kurtulamayacağına inanırlardı.

Avrupa da ise özellikle kara kedilere cadılarla iş birliği yapan kötü ruhlar gözü ile bakarlardı. Günümüzde bile bazı insanlar önlerinden bir kara kedinin geçmesini uğursuzluk sayarken, bazıları da kara kedi görmenin şans getirdiğine inanır. Kedilerin dokuz canlı olduğu düşüncesi de bu hayvanların doğaüstü güçler taşıdıklarına inanıldığı çağlardan kalmadır.

Her yazarın bir kedisi vardır. Yazarların kedilerle bu içli dışlılığı doğal olarak edebiyat ürünlerine de yansımıştır. Kediler şiirimize, denememize, öykülerimize ve pek fazla olmasa da romanlarımıza zaman zaman misafir olmuştur

Kedi denince ilk akla gelen çağrışım melankoli ise ikincisi de nankörlüktür. Memduh Şevket Esendal “kedinin nankörlüğü”nü, bildik kedi ve sahibi ilişkisinden farklı bir biçimde anlatıyor “Soysuz Kedi” adlı öyküsünde. Anne kedi, kendi keyfince evin içinde dolanan, yavrularını emzirmeye bile yeltenmeyecek denli bencil bir kedidir. Bir gece sahibi, yavrularını emzirmek zorunda kalsın diye anneyi ve yavrularını bir dolaba kilitler. Ama sabah dolabın kapağını açtığında içeride tek bir kedi görür, o da annedir. Esendal’ın anne kedisi nankörlük ve bencillik sınırını vahşiliğin eşliğinde aşar. Herhalde hiçbir nankör kedi öyküsü de yavrularını yiyen bir anneninkinden daha etkileyici değildir.

Türk edebiyatının en eğlenceli yazarlarından Hüseyin Rahmi Gürpınar tam da kendisinden beklenecek bir şekilde kullanıyor kedi imgesini “Ada Vapuru” öyküsünde. Adadaki farklı kültürlerin temsilcileri karşı karşıya gelir bu öyküde: Madam’ın buldok köpeği, hanımların kedileri Mestan ve Ceylan’a saldırır. Böylece saatler süren vapur yolculuğu tam da Gürpınar’lık eğlenceli bir curcunayla geçer.

Güncelerini “Bir Uyumsuzun Notları” başlığıyla yayınlayan Tomris Uyar da bir kedi sever. Sık sık kedilerinden bahsettiği “Yüzleşmeler”inde kedilerin insanlar tarafından nankör olarak değerlendirilmesine şaşmadığını çünkü kedileri tavlamanın zor olduğunu, örneğin basit bir ciğer parçasıyla başarılamayacağını söyler. Kedi kolay bir hayvan değildir. Sahibi olan insanı tavlamak belki de daha kolaydır. Çünkü insan kimi zaman kediye göre daha çocuksu olabilir.

Arama terimleri:kediler dünyaya gelinceye kadar gelişimini nerede tamamlıyor,kediler,kedi dunyaya gelinceye kadar gelisimini nerede tamamliyor,kediler dünyaya gelinceye kadar gelişimini nerede tamamlar,kedi dünyaya gelinceye kadar gelişimini nerede tamamlar,KEDLER,kedi araştır,van kedisi dünyaya gelinceye kadar gelişimini nerede tamamlıyor,kediler dünyaya gelinceye kadar gelişimini nerede tamamlıyor?,kedilerin evcilleşmesi,kediler gelişimini nerede tamamlar,köpekler dünyaya gelinceye kadar gelişimini nerede tamamlar,van kedisi mutasyon,kediler hakkında bilgiyi araştır,kediler dünyaya gelene kadar gelişimini nerede tamamlar,kediler dünyaya gelinceye kadar gelişimini nerede tamamlar?,kedi nasıl evcilleşir,kediyi araştır,balık dünyaya gelinceye kadar gelişimini nerede tamamlıyor,kedileri evcilleştirmek
Etiketler: , , , , , , , , , , ,


“KEDİLER” için 20 tane yorum var

  1. burak deniz diyor ki:

    hocam gerçekten çok güzel bi çalışma, bu güne kadar kediler hakkında hiç yazılmamış, belkide kimsenin bilmediği bilgileri toplamışsınız bu yazınızda.. Bizleri her konuda aydınlattıgınız için size minnettarız..

  2. özlem can diyor ki:

    yine çok güzel bir yazı daha :) tebrikler hocam engin bilgilerinizi paylaştığınız için,BİLGİ DE TIPKI YAŞAM GİBİDİR,PAYLAŞILINCA GÜZELDİR….

  3. özlem can diyor ki:

    tebrikler hocam,engin bilgilerinizi paylaştığınız için teşekkürler olacaktı :) eksik olmuş kusura bakmayın.

  4. Ulaş Kuzu diyor ki:

    Çok güzel bi yazı olmuş hocam tebrikler..Büyük bir zevkle okudum.

  5. patrisia diyor ki:

    Kedilerden sen anlarsın konuş onlarla nasıl da muhtaçlar buna…

  6. patrisia diyor ki:

    Zülfü Livaneli’inin Bir Kedi Bir Adam Bir Ölüm kitabı kedilerle ilgili en ilginç kitap bence!

  7. Vefa Avcı diyor ki:

    Yazınız çok güzel hocam elinize emeğinize sağlık…

  8. Hayal diyor ki:

    FIBA uzun süren bir araştırma sonucunda 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nın maskotu olarak Van kedisini belirlemiş hocam
    haberiniz var mı???…

  9. Vedat Aydın Uğur diyor ki:

    Öncelikle Merhaba Hayal,

    FIBA’nın 2010 Basketbol Şampiyonası için seçtiği Maskotu inceledim ve bizim aklıllarımızda var olan Van kedisinin şirinliğini, masumiyetini yansıtmadığı kanısına vardım.

    Van kedisi, İsmet Hocamızın bizlere öğrettiğine göre mutasyona uğramış bir kedidir.Ama bu maskot Van kedisinin sanal olarak da mutasyona uğratabileceğinin bir kanıtıdır.

    Tabii FIBA’nın Van kedisini maskot olarak seçmesi güzel ama biyolojik değerlerimizin böyle değiştirilip Dünya Kamuoyuna sunulması hoşuma gitmedi.

    FIBA’nın seçtiği Van kedisi maskotunun resimleri aşağıdaki linktedir.

    –>http://www.cnnturk.com/2009/spor/basketbol/12/16/fiba.2010un.maskotu.van.kedisi/555616.1/index.html

    Sencede öyle değil mi Hayal?

  10. Hayal diyor ki:

    haklısın daaaaa ama hiç olmamasından iyidir ama değil mi?
    bu arada biyolojik değer demişsin koptum resmen :) ))

  11. Vedat Aydın Uğur diyor ki:

    Koptun demek Hayal,

    Yaşadığımız evrende bitkiler, hayvanlar ve hatta insanlar bile birer biyolojik değer olarak varlıklarını sürdürmektedir.Biz YazarVizor’ü biyolojik değerlerimize sahip çıkılmasını sağlamak ve insanları bu yönde teşvik etmek için kurduk.Bu yüzden biyolojik değerlerimizin zenginliğini yani topraklarımızda yaşayan tüm canlıları sitemizde gözler önüne sermekteyiz.Van kedisi de gözler önüne serdiğimiz BU canlılar (biyolojik değerler) arasında yer almakta.

    Acaba insanlar, hayvanlar, bitkiler,mikroskobik canlılar ve dahası biyolojik varlıklar mıdır? :|

    Bi araştır bakalım.Van kedisine fiziksel değer diyecek halimiz yok ya? :D

    Bu arada Van Kedisi FIBA’ya maskot olmasın demiyorum.Ben sadece Van kedisinin bu derece sanal mutasyona uğratılıp maskot haline dönüştürülmesine karşıyım.

  12. Hayal diyor ki:

    Biyolojik değer: sindirim kanalından emilen vücut proteinine dönüşme oranıdır. kaynak :
    işte bu yüzden koptum.Meraklanma Van kedisi mutasyona uğramaz,
    değerlerimizi gözle görülür bir biçimde bizden almıyorlar sinsice yeni değerler üretip bizim değerleri mutasyona uğratmak olsa iyi yok sayıyorlar.
    yine de kültürel değerlerimize sahip çıkan birilerine rastlamak mutluluk verici bir olay senin gibi değerlerin kıymetini bilmek lazım.:)))
    Bu arada avatar filmine gitmeli mi gitmemeli mi? Sayende kararsız kaldım.

  13. Hayal diyor ki:

    BİYOLOJİK DEĞERLE İLGİLİ KAYNAK:
    http://www.metu.edu.tr/

  14. Vedat Aydın Uğur diyor ki:

    Kopman bana biraz anlamsız geldi Hayal,

    Neden diye sorarsan;

    Bir çok kelime terim anlamının yanı sıra mecaz anlamlarda da kulanılmakta.Örnek verecek olursam;

    - Kanımızdaki albümin değeri 2.2-4.4 oranındadır. (Bu cümle de terim anlamında kullandım “değer” sözcüğünü.)

    - YazarVizör.com sanal alemin en değerli sitelerindendir.Kültürel ve biyolojik değerlerimize sahip çıkmaktadır.(Burada da “değer” kelimesini terim anlamının dışında kullandım.)

    yada senin kullandığın gibi;

    -yine de kültürel değerlerimize sahip çıkan birilerine rastlamak mutluluk verici bir olay senin gibi değerlerin kıymetini bilmek lazım.(Sen neden o zaman değer sözcüğünü böyle kullandın.Anlamının “sindirim kanalından emilen vücut proteinine dönüşme oranı” olduğunu bile bile)

    Böylece sarf ettiğin sözcüklerin tutarsız olduğunu da anlamış oldum.

    Yani “değer” sözcüğü senin bana ifade etmeye çalıştığın gibi her zaman terim anlamıyla kullanılmıyor.Ben “değer” sözcüğünü “biyoloji” sözcüğü ile birlikte kullanarak Van kedisinin önemini ifadeye çalıştım.O “değer” sözcüğünün yerine “miras” kelimesini de kullanabilirdim.Biyolojik miraslarımız gibi.

    Türkçe dersi de vermeye başladık sayende Hayal. İyi mi? =)

    Birde Avatar filmine gitmeni şiddetle tavsiye ederim :)

  15. Hayal diyor ki:

    mecaz ve terim anlamları değil basbayağı saçma ifade kullanmışsın arkadaş sana değer dedim biyolojik değer deseydim dediklerin de haklı olurdun ki sana biyolojik değer dememin altında ooo ne anlamlar yatar bir bilsen… :) :):)

  16. KEVSER AVCI diyor ki:

    Evet,kediler benim en sevdiğim hayvanlardan bir tanesi biz birsürü kedilere evsahipliği yapmışızdır bunların en değerlisi ise BARIŞ’tı. onunla birsürü anılarımız oldu.onunla koşuşturmalarımız yumakla oynamalarımız çok güzel günlerdi onlar onu yıkamak çok eğlenceliydi.tüyleri kabarıkken birden ipincecik olurdu bizde çok gülerdik:))dışarıya gezdirmeye çıkarırdık durmadan yerinde zıplardı.birkaçtane daha kedimiz vardı…AFACAN PAMUK MİNNOŞ PAŞA MAREŞAL…HEPSİNİN AYRI YERİ VAR KALBİMDE…

  17. tajdin temiz diyor ki:

    selam size eyyy bilim kokan site yöneticileri biz türklere böyle araştırmalar yakışır sizi tebrik ediyor,başarılarınızn devamını dilerim…
    saygılarımla TAJDİN…

  18. vicdan diyor ki:

    Hocam tebrikler ; bize hayatımızdaki bir çok şeyin yerinidaha da iyi görmemimizi sağlıyorsunuz. Bizim çocukluğumuz kedilerle geçti ve hala öğle ya köpeğimiz olmuştur evde , ya kedimiz çocuklarımda böğle büyüdü .Ben şuna inanıyorum onlarla yaşayanlar daha bir duygusal oluyor , incetemiyor hiç bir canlıyı. Şimdi ANTONYO ‘muz var Van kedisinin kırması ama inanın ondaki enerji bize yansıyor , ve hasta olduğumuzda neresi nağrıyorsa sanki bilip oraya yatıyor çekiyor sankibir tür enerjisi var.Ha şuna katılmıyorum sadece nankör olduklarını onlar yalaka değil köpekler gibi rızıklarınınALAH tarfından verildiklerini bilirlermiş. Sahibine pas vermeyişleri bundan onlarda doğa üstü bir büyüklük kendinibeynmişlik bundan bence ALAH vergisi .Hisediyorlar szin herhalinizi ve ona göre hareket ediyorlar onlarala yaşamak çok güzel , bütün hayavanlarla öğle paylaşım.Heleki insan gibi davranmaları yokmu kediolarak görmüyorlar kerndilerini ailenin ferdiler. Ve onlarala anlatılan tüm hikayeler çok güzel ve biz onlarla büyüdük çocuklarımızı da öğle büyütüyoruz .Hayat paylaşım ve sevmek üzerinedir.Çok teşekürler hocam bizim biz olduğumuzu hatırlatığınıziçin.

  19. [...] This post was mentioned on Twitter by yazarvizor and Katre. Katre said: RT @yazarvizor: Kedi kolay bir hayvan değildir. Sahibi olan insanı tavlamak belki de daha kolaydır… http://www.yazarvizor.com/kediler/ [...]

  20. Ozgur Patiler diyor ki:

    Kaleminize ve yüreğinize sağlık. Samimi ve gerekli bir yazı olmuş. Okuyanın bilgi ve duygu açlığını bastırıyor.

Yorum Yazabilirsiniz


Burs veren vakıflar