Doğanın İntikam Hakkı

Şimdi diyeceksiniz ki intikam gibi sevimsiz ve bu hissi taşıyanı bile zehirleyen bir konu nereden çıktı?
Bir hayvanın türdeşi katledilmişse intikam alır mı? Bir şeyi yapmaya, başarmaya gücü yeten biyolojik donanımı varsa, türdeşinin intikamını alır.
Peki, intikam alınırken hangi düşmana hangi yöntem kullanılır? ( İntikam! -ki bu hayvanların ve dünyamızın doğası için sadece bir meşru müdafaadır.) Tüm bu soruları yaşanmışlığı olan bir örnekle yanıtlamaya çalışalım:

Köy öğretmenliği yapan bir arkadaşımın yaşadıklarını anlatacağım. Bu arkadaşım yıllardır aynı evde yaşadığı halde; daha önce hiç rastlamadığı akreplerin, evin bacasından düşüşlerine günlerce tanık olmuş. Belki akreplerin soba bacasından evine davetsiz misafirler olarak geliş nedenlerini bilirimde; korkusuna çare olurum diye bana sordu?

Çünkü akrepler korkulacak hayvanlardır; sinsi ve korkaktırlar. Normal koşullarda evinde hiç rastlamadığı akreplerin hele evin bacasından bu kadar sıklıkla düşmeleri bana da hiç normal gelmedi.

Arkadaşımı biraz sorguladığımda -Bu sözü edilen köyde kargaların sayısının artışına bağlı olarak sinir katsayısını test edici karga gürültüleri de artmış. Çare olarak ta kargaların bir kısmını evinin penceresinden av tüfeğiyle ateş ederek; kargaların sayısını azaltmayı denemiş. Sanırım bu karga katliamını birazda abartmış olsa gerek… Böylece de kargaların yarattığı gürültü kirliliğinden kısmen de olsa kurtulmuş. Ama karga gibi bir türü yani aile içi dayanışmayı seven sinirli ve kurnaz bir hayvanı düşman edinmiş. Üstelik La Fontaine’nin anlattığı gibi aptal bir hayvan olmadığı gibi onlara zarar veren kişiyi 8–10 ay unutmadıkları bilinir. Hiçte öyle kuş beyinli falan değiller. Kargalarda bulup buluşturdukları canlı akrepleri geniş gagalarıyla yakalayıp evin bacasından eve kargoluyorlar. Aslında düşünüyorum da düşman olarak evi bellemişler. Ya onlara ateş açanı tanıyabilseydiler? Beklide akrepleri arkadaşımın ensesine bırakırlardı!

Kimi hayvanlarda; kargalarda olduğu gibi intikam soğuk yenen bir yemek değildir. İnsan insanlaştıkça intikam yemeğini sıcaklardan soğuklar arasına yani; zeytinyağlılar arasına alırken de servisinde pis pis sırıtmasını da eksik etmedi. Doğu kültürlerinde intikam daha bir tazecik yenen ‘’bol acılı ezmeye’’ benzer.

Grek kültüründe ise güzeller güzeli olan Truvalı Helen’in anneciği Nemesis bir intikam tanrısı olarak nam salmıştır. Haksızlığa uğramış, kötülüğe uğramış yada; haksızlıkla bir yere gelmiş insanlara adalet sağlamaktan yükümlüdür. Nemesis varlığının bilinmesi dönemin inancı içinde insanları bir nebze olsa adaletsizlikten uzak tutmuştur. Nede olsa “intikam” bir başka değişle “adalet tanrısı” iş başındaydı.

Kötülüğün geldiği empati yoksunu birine; sırf empatisini geliştirsin diye ve onun duygu eğitimine katkı sağlamak için tekrar kötülük yapmak ne kadar yararlıdır? Tam bu noktada Hacı Bektaş-ı Veli Efendimizin “İncinsen de incitme!” sözünü intikam sevdalılarına anımsatmak gerek.

Yaşanmışlığı olan “kargaların intikamı” olayından beklide anlayacağımız şudur: İnsan kendi aklının vermiş olduğu çılgın potansiyelle bir yandan kendini geliştirirken. Bir yandan dünyamızın doğasını değiştiriyor. (-maalesef arkadaşım karga katliamıyla bunu kısmen de olsa yaptı.)

Bir taraftan yaşanamayacak yerleri yaşanır hale getiren insan. Bir taraftan da dünyamızı yaşanmaz bir intikam bataklığına dönüştürüyor. Bu yönüyle ekolojik dengelerin bozulması sonucu oluşan tüm doğal afetler bunun bir ürünüdür.

Hep insan aklı çıldırıp kargaları katledecek değil ya; bazen de doğa yani kargalar çıldıracak!

Kargaları küçümsemeyin sakııın, bakın neler yapıyorlar….

 

Get the Flash Player to see this content.

Yorum yazabilirsiniz...